14 Mart akşamüzeri İstanbul’dan havalanırken kafamda birkaç soru olmasına rağmen kalbim rahattı. Galiba bu rahatlığın sebebi de Dr. Metin Bey’in bize daha önce söylediği güvenli bir ev ve uygun bir çalışma ortamı olduğuna dair sözleriydi. Evet, söylediği kadar da vardı; çünkü Sudan’daki eve geldiğimizde gece yarısı olmasına rağmen bir önceki ekip bizi ayakta karşıladı. O gece, oradaki ekibin yanı sıra Sudan’da kalan ve tüm ekiplere yardım eden Fatma, Mehmet, Hamza ile de tanışmıştık.
Sabah, kahvaltı sonrası eski ve yeni ekip birlikte yola koyulduğumuzda
konuşulan konu, ne için burada olduğumuz ve kliniğin nasıl bir ortam
olduğu idi. Kliniğe ilk girdiğimde Türkiye’deki çoğu klinikten daha iyi
düzenlenmiş ve donanım olarak daha iyi olduğunu gördüm. Eski ekip hemen
işe koyuldu. İş paylaşımı yapılmış olduğu belliydi ve herkes kendi
işini seri bir şekilde yapıyordu. İlk olarak bir önceki günün
kontrolleri yapılıyor, daha sonra o gün gelen hastalar muayene
ediliyor, sonra da ameliyata uygun olanlar için ameliyat hazırlığına
başlanıyordu. Biz ise henüz sistemi bilmediğimizden, bütün bunları
dışarıdan seyrediyorduk.
Muayenelerden sonra ameliyathaneye girildi. Sterilizasyona çok dikkat
ediliyordu. Doktor arkadaşlar ve hemşire hanımlar programlanmış gibi
her biri bir iş yapıyordu ve ameliyathanedeki üç masada birkaç dakika
içinde ameliyatlara başlanmıştı. Bizler (yeni ekip) Sudan’daki
kataraktlı gözleri ilk kez görüyorduk. Bu vakalar Türkiye’dekilerden
daha kötü ve baş edilmeleri de bir o kadar zor görünüyordu. Fakat eski
ekipteki doktor arkadaşlar bu vakalara alışmış ve hastaların durumuna
uygun yöntemler geliştirmişlerdi. O gün, burada ilk günü olan ben ve
diğer doktor arkadaşlarım ve hemşire arkadaşlar için son derece dolu ve
hareketli geçmişti. Toplam 36 ameliyat yapılmıştı, aslında bizler
sadece seyretmiştik fakat en çok yorulan da bizler olmuştuk. Ertesi gün
bütün işler bize kalacaktı, biraz da bunun heyecanı sarmıştı hepimizi.
Bir sonraki gün ameliyathanenin işleyişini öğrenip işe koyulduk ve
öğleden sonra masalara geçtik. Gerçekten de kornealar kötü, irisler
atrofik, lenslerin çoğu anlatılamayacak kadar sertti. Çoğu vakada
pseudoeksfoliasyon vardı ve irisler büyümüyordu. Ayrıca hiç
beklemediğimiz vakalarda zayıf zonüllerle karşılaşıyor, dializlerin
geliştiğini görüyorduk. Kapsülleri utrata yerine bazen ancak makas
yardımı ile nükleustan ayırabiliyorduk. Bütün güçlüklere rağmen
aletlerimizin yeterli ve kaliteli olması bizlerin işini oldukça
kolaylaştırıyordu. Buraya gelen her ekipteki doktor arkadaşlar kendi
ameliyat setlerini beraberlerinde getirmişler ve dönerken de hediye
olarak gururla burada bırakmışlardı. Bunların yanı sıra orada hazırda
var olan ve arada Türkiye’den desteklenen setler de eksiksizdi. Günler
geçtikçe ve bizler yaptıklarımızı gördükçe, insanlar ışığı gördüklerini
söyleyip bizlere teşekkür ettikçe her gün farklı bir gurur ve hevesle
işimize sarılıyorduk. Evet, sabah saat 09.00’dan akşam saat
18.00-19.00’a kadar çalışmak bizi yoruyordu ama yine de her akşam kendi
aramızda yaptığımız o güne ait değerlendirmeler bizi mutlu ediyor ve
bir sonraki güne daha hevesle hazırlanıyorduk. Günler geçtikçe farklı
tip ve yapıdaki gözleri, bekli de bazılarımızın daha önce hiç görmediği
kadar değişik katarakt çeşitlerini görmek artık bizi şaşırtmıyordu.
Kapak deformitesi olanları, konjonktival değişiklikleri olanları,
keratokonusları, travmatik gözleri ve daha nice değişik yapıdaki
gözleri ameliyat ediyor ve o insanların ışıkla buluşmalarına vesile
olduğumuzu gördükçe çok mutlu oluyorduk. Burada yaşananları sözle
anlatmanın ne kadar yetersiz olduğunu oralara gidince siz de
anlayacaksınız.
Bir ay sonra artık Sudan’a alışmıştık. İnsanlarına, sıcağına, tozuna ve
her şeyden önemlisi kliniğe. Fakat artık dönüş yolu görünmüş ve görevi
devralacak yeni ekip gelmişti. Buradaki tüm ekip birbirini o kadar
sevmişti ki, kimse ayrılmak istemiyor gibiydi. Herkes bir kez daha
gelip bu kıtadaki insanlara yeniden yardım etmek istediğini tekrar
tekrar söylüyordu. Kim bilir belki farklı bir yerde yeniden görüşürüz
temennileriyle Hartum’dan ayrıldık. Mutlu, huzurlu ve imkanlar
elverdiğinde tekrar geleceğimizden emin olarak.
Op. Dr. Fatih Mehmet Küçük Mersin Devlet Hastanesi
|